Image1\
 

Yollarda Genç Bir Seyyah Semih Çelikoğlu

 

 
 

Bloglar arasında vakit öldürdüğümüz kış günlerinde git gide dikkatimizi kendine çekmeye başlayan bir yol günlüğünü keşfettik. Aslında sosyal medyada paylaşımlarını sürekli takip ediyorduk Semih Çelikoğlu'nun. Ancak tam anlamıyla kurduğu blogu iki ay önce yakın markaja almaya başladık ve gün geçtikçe yazılarını bekler olduğumuzu farkettik. İlk başta kendisiyle röportaj yapmak gibi bir fikrimiz yoktu. Ancak günler günleri, haftalar haftaları takip etmeye başlayınca Semih Çelikoğlu'nun inanılmaz bir gezgin ve bir arpa boyu ötede Bostanlı'da olduğunu fark ettik. Tabi ki bu fırsat kaçmazdı ve kendisiyle yaptığımız keyifli bir akşam üzeri söyleşisini burada sizlerle paylaşıyoruz.

Kısaca bir cümleyle kendisinden bahsedecek olursak "Dünyanın değişebileceğine inanır ve buna önce kendisinden başlamak gerektiğini bilir." diyen bir gezginle  karşı karşıyayız. Semih'in kendi hikayelerini anlattığı blogunun ve keyifli yol hikayelerin linkini yazının sonunda bulabilirsiniz. 

Samimiyetiyle bizleri etkileyen bu Modern Seyyah ile yaptığımız röportajın videosunun bir kısmını da sizlerle paylaşmak istiyoruz. Şimdi kupalarımıza sıcak kahvelerimizi dolduralım ve bu keyifli söyleşiye geçelim.

 
 Röportaj: Övgü Kavas - Buket Yalçın / Fotoğraf: Çisil Yener


Yollarda Bir Seyyah

-Sizi biraz tanımak istersek bize mesleğinizden bahseder misiniz? 

2005 yılından beri veteriner hekimlik yapıyorum. İsteyerek seçtiğim bir alan. Yaptığım işi çok seviyorum, kedilerle, köpeklerle içiçe olmak çok keyifli. Et ve et hayvanları endüstrisinin içinde olmadığım için çok memnunum. Ayrıca veganım:) Özellikle kendi işim olduğu için özel hayatıma, hobilerime daha çok zaman ayırabiliyorum. Çok para kazanmaktansa hayatın her gününü dolu dolu geçirmek benim için daha önemli.

-Bisikletle ciddi anlamda tanışma hikayeniz nedir?

Bisiklete binmeye 7 sene önce başladım. Çok yoğun bir çalışma hayatım vardı, kendi veteriner kliniğimiz olmadan önce. Gece nöbetlerine çok sık kalıyordum. Hafta sonu sadece pazar günleri boştu. İnternet sitelerinde motosikletle ilgili araştırma yapıyordum. "Bir tane motosikletim olsun, hafta sonu iş stresinden uzaklaşayım" diyordum. Bir sitede yaptığı bisiklet turu deneyimini paylaşan birinin yazısını okudum ve etkilendim.

Doğanın içinde pedal çevirme hayali çok cazip geldi. Zaten eski bir sporcuyum, uzun yıllar jimnastik ile ilgilendim. Motosiklet yerine bisikletin bana daha uygun olduğunu fark ettim.

Ayrıca birçok avantajı da var. Bisikleti bugün alıp, yarın hayatıma sokabilirim. Motosikletin de keyfi başka olsa da ehliyet, sürüş eğitimi vs. gibi uzun süreli ön hazırlıkları var. Tabii ki araba kullanmak yerine bisiklet istemeyenler için motosiklet de iyi bir tercihtir. İki tekerden vazgeçmemek lazım:) İşe gidip gelirken kullanmaya başladığım bisiklet serüvenim gün geçtikçe gelişti, kilometreler ve keyfi katlanarak arttı.

-Vegan oluşunuzdan bahseder misiniz biraz?  Spor yaparken vücudunuzun ihtiyaç duyduğu protein ihtiyacını nasıl dengeliyorsunuz?

Zaten sebze ağırlıklı besleniyorsan lif almaman mümkün değil ve normalde insanlar ne kadar protein almak zorunda olduklarını bile bilmiyor. Bu konuda pek bilinçli değiliz. Bütün tahıllarda protein mevcuttur.

Hayvansal ve bitkisel olması ile ilgili uçurumsal ayrımlar endüstriyel abartmalar ve insanlara daha çok et, süt vs tükettirebilmek için yapılan söylemlerdir. Tüm canlılar aslında sadece annelerinin sütünü içerler.

Bunun ististası biz insanlarız. Bu çok kapsamlı bir konu, başlı başına bir söyleşi konusu diyebilirim.

 İşe Gitmek Benim için Bir Eğlenceye Dönüşüyor

-Yaptığınız meslekle bisikleti nasıl bir arada yürütebiliyorsunuz? 

Daha önce de söylediğim gibi ilk avantajım kendi işimi yapıyor olmam. Bunun yanında ev ile iş arasında mesafenin bulunması da bence avantaj.

Çünkü böylece işe gitmek benim için bir eğlenceye dönüşüyor. Sabah kalkıp işe gitmek öncelikle bisiklete binmek anlamına geldiği için her sabah bu heyecanı yaşıyorum, müzik dinleye dinleye pedalları çevirmek ayrı bir keyif. Bu benim için 15 km lik bir zevk.

Otobüs veya dolmuş hatta arabayla bu mesafeyi sabah katetmek bir tür işkence, hem zaman kaybı hem fiziki yıpranma. Ben yarım saatte işimde oluyorum, dinlenme, soluklanma payım bile kalıyor.

-İzmir'de aktif olarak bisiklete binen bir sürücü olarak, kentteki bisiklet kullanımının yaygınlaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 Çok sevindirici bir gelişme, 7 yıl öncesiyle kıyaslarsam o zamanlar sayımız oldukça azdı, eve gidip gelirken haftada bir tane bisikletçi görürken şimdi günde bir veya daha fazla olduğunu gözlemliyorum.

Hafta sonları bisikletli grupları gezilere giderken çok daha sık görür olduk. Sayımız arttıkça sesimiz daha gür çıkacak. Bu da bizim faydamıza olacak. Daha çok bisiklet park yerleri, bisiklet yolları olacak ve trafikte gördüğümüz saygı artacak.

 - Belediyenin sağladığı kiralık bisiklet uygulamasını nasıl buluyorsunuz?

Bisiklete binmeye teşvik ettiği için kesinlikle çok güzel bir uygulama. Sık sık sahil yolunda her kesimden, yaştan insanlar görüyorum. Bir noktadan o bisikleti alıp gideceği yere toplu taşımaya binmek yerine bisiklete binip diğer park alanında bisikleti bırakan kişi, bu kısa mesafede çocukluğunda yaşadığı duyguları hatırlayıp, "bu güzel bir şeydi ya" diyebiliyor ve belki de tekrar bir bisiklet sahibi olma isteği olabiliyor.

    

 -Uzun yol bisikletçiliği hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Çok keyifli bir şey. Kimse "ben yapamam" duygusuna kapılmamalı. Zaman sıkıntınız yoksa, bir haftanız varsa mesela, hergün 100 km yol yapmak zorunda değilsiniz. O bir haftada limitiniz neyse ona göre bir rota çizebilirsiniz. Bu 7 gün içinde gideceğim yere bisikletle gideceğim diyin. Aralarda kamp kurabilirsiniz. İlk gün sonunda 5 km bile yapsanız, gün geçtikçe emin olun bu artacak. Bu şekilde dünya turuna çıkan ve bu esnada kondisyon kazanan insanlar var.

Uzun yol bisikletçiliği şehir içinde bisiklet kullanmaktan çok daha keyifli. Araba, yaya gibi çok sorun olmuyor, yollar daha geniş, benzin istasyonları, tesisler sizin ihtiyaçlarınızı kolayca karşılamanızı sağlıyor. Kamp yeri seçiminde çok rahatsınız. İsterseniz hiç plan yapmadan yola çıkın, anı yaşayın. Anı yaşamanın tam karşılığı benim için bisiklet! Yürümek çok yavaş, motorlu araçlar çok hızlı...Bisiklet tam arada, tam istediğim gibi...

Hırvatistan, Yunanistan, Gürcistan, Kore

-İlk uzun yol maceranız neydi?

Bisikletle işe gidip gelmek beni kesmemeye başladı. Hafta sonu için genelde kullanılan bir rota olan Foça'yı tercih ettim. Yolda karşılaştığımız yabandomuzları, günbatımını izleyen karavanlı insanlar, doğa, manzara çok güzeldi; ilk uzun mesafem olduğu için tabii daha özeldi. Günün sonunda 95-100 km yapmıştık. Geceyi orada geçirdik. Ertesi gün ile beraber toplamda 180 km civarında yaptığımız yol beni daha uzun ve zorlu mesafeler için motive etti.

Diğer yurtdışı ve yurtiçi turlarım;

Hırvatistan, Yunanistan, Gürcistan, Kore yurtdışı turlarım diyebilirim.

Gökçeada, Bodrum, Antlaya körfezini boydan boya geçtiğim bir tur, günübirlik 100 km üzerinde İzmir çevresinde yaptığım turlar, Spil'e gidiş-geliş...


-Uzun turlara çıktığınızda bisikleti nasıl taşıyorsunuz?

Yurtdışında uçaklara bisiklet kutusunda taşınabiliyor, yurtiçinde de artık otobüslerde taşımak sorun olmaktan çıktı. Ön tekerleği çıkartıp, seleyi indirmek yeterli oluyor. İlginç bir ayrıntı vermem gerekirse, örneğin Kore'den dönerken benden ek bir ücret istememelerine rağmen, Türkiyeden her yurtdışına çıkışımda bisiklet için ek ücret istediler. Bu da ülkelerin bisiklet alışkanlıkları ve bakış açılarını yansıtıyor.

-Bisikletin size kazandırdıkları nelerdir?

Bisikletle ilk işe geldiğim gün öncesinde "Yapabilir miyim?" endişesi vardı. Gitmeyi başardım. Fakat yeterli kondisyonum olmadığı için dönüşü bisikletle yapmadım. Sonra yavaş yavaş gelişmeye başladı. Bu konuda gerçekten limit sizsiniz! Artık bisikletle gidilemeyecek bir yer düşünemiyorum. Çok tırmanış bile olsa, elbet o da bitiyor bir şekilde.

Benim limitlerimi kaldırdı bisiklet... Kendi başıma neler yapabileceğimi gördüm. Şu anda dünyayı kapsayan bir tur yapmaktan hiç çekinmiyorum sadece maddi ve zamansal olarak doğru anı bekliyorum. Yani limitiniz kendi kafanızda saklı, bunu aşmak da sizin elinizde! Bisiklet bana bunu öğretti.

 

Limitiniz Kendinizsiniz, Bunu Aşmak da Sizin Elinizde!

 -Uzun yola çıkmak isteyenlere neler önerirsiniz?

Uzun yol için endişelenecek, yolda tehdit oluşturabilecek insan, hayvan, araç riski kesinlikle daha az. Bunun yanında bisiklet mekaniğini de aşırı derecede bilmeye gerek yok. Yola çıkmadan bütün vites ve fren ayarlarını yaptırın. En önemlisi bir tek yama yapmayı iyi öğrenin, patlak lastikle karşılaşmanız olasılık dahilinde çünkü... Bunun dışında çok düşünmeyin, bir sırt çantası bir uyku tulumu, çadır bütün işinizi halleder :))

 -Yunanistan turunuzdan biraz bahseder misiniz?

Benzersiz bir keyifti. Özellikle bizim Yunanlılarla olan benzerliğimizi görmek açısından da güzel bir deneyimdi. Kültürler, coğrafya, insanların tavırları, bizim rakılı sohbetlerimizi andıran uzo masaları... çok tanıdıktı.

Bisiklet kullanımında ne kadar ileri olduklarını da gördüm. Yaygın bir kullanım oranı var. Metroya rahatça girilebiliyor. Sınırlama yok.

Selanik'ten güneye doğru inerken rüzgarı da sırtımıza alıp ilerledik, rota konusunda benim özellikle dikkat ettiğim nokta rüzgar yönü oluyor.

Rüzgarı karşıma almamaya dikkat ediyorum. Kıyılardan gitmeye dikkat ediyorum. Egeli biri olarak denizi hep görmek isterim... Çok fazla plan yapmadan çıkılan yolculuklar, çok daha keyifli oluyor. Tanıştığımız insanlar, gördüğümüz yerler bir sonraki adım için öncülük ediyor.

Yunanistan'da yol sormak için girdiğimiz bir bisiklet dükkanında bize forma hediye eden, su veren ödüllü bir bisikletçiyle hala iletişimimi koparmadım örneğin...

 - Yakın gelecekte planladığınız bir gezi var mı?

 Amerikada yaşayan bir bisikletçi arkadaşımın yanına gitmeyi düşünüyorum.

2 hafta sürecek bir tur planlıyorum. Eğer ABD olmazsa Balkanlar'a gitmeyi düşünüyorum. Çok hızlı değişime uğrayan bir bölge ve bir 10 sene daha beklemeden görülmesi gereken yerlerden biri olduğu kanısındayım.

 - Yıllık bisiklet masrafınız ne kadar? 

Bu tamamen kişinin kendisine kalmış. Ayrıca bulunduğunuz ülkeye göre de değişir. Kamp mı yapıyorsunuz, otelde mi konaklıyorsunuz? Değişkenler çok olduğu için net bir şey söylemek zor. Ama bana iki haftalık bir 3-5 yıldızlı bir tatil planı çıkartın, kaça mal olacağını söyleyin, çok daha az para harcatan bir bisikletli tatil planı verebilirim.

 -Son olarak okuyucularımızla neler paylaşmak istersiniz?

Bisiklet kültürünün yaygınlaşmasını çok istiyorum. İnsanlar işe gidip geldikçe, kısa mesafelere gittikçe daha uzununu da yapabileceklerini görecekler. Bisikleti bir ulaşım aracı olarak görsünler. Sadece karne hediyesi veya çocuklukta kullanılan bir obje olarak görmekten vazgeçsinler. Bisikletin bir yaşam felsefesi, hayat tarzı olarak benimsenmesini arzu ediyorum.

Sevdiğim bir söz var;

Ne zaman pedal çevirmeyi bırakırsan bisiklet devrilir. Hayatta da bisiklete benzer, hep bir amaca yönelip devam etmek gerekir...

Semih Çelikoğlu'nun Bütün maceralarını takip edebileceğiniz bloğuna buradan ulaşabilirsiniz.

Velespit.Net

Yorumlar  

0 #4 Semih ÇELİKOĞLU 09-07-2014 10:31
Alıntılandı Salih:
Kaç tane bisikletiniz var

Bir ara bir yarış , bir dağ ve bir şehir bisikleti olmak üzere 3 bisikletim vardı. 1985 Model Peugeout Yarış bisikletimi yollara bir bisikletçi daha kazandırmak için bir arkadaşıma hediye ettim. O yüzden şu an 2 bisikletim var. Fotoğraflarda gördüğünüz Sedona marka dağ bisikletini odamda trainer'a oturmuş durumda tutup ihtiyaç duyduğumda ter atmak için kullanıyorum. Yine fotoğraflardaki Marin marka şehir bisikleti şu an hali hazırda sürekli kullandığım bisikletim =)
0 #3 Semih ÇELİKOĞLU 09-07-2014 09:48
Alıntılandı Yusuf:
Öncelikle sizi azminizden ve başarınızdan dolayı tebrik ediyorum. bisiklete yeni başlayan biri olarak motivasyon kaynağısınız diyebilirim. size şunu sormak istiyorum bireysel bisiklet yolculuğu mu daha iyi sizin için yoksa bir partner veya grup ile daha fazla mı keyif alırsınız ?

Öncelikle bu oldukça geç yanıt için çok üzgün olduğumu belirtmek isterim. Maalesef yorumunuzdan ancak haberdar olabildim. Sorunuz ile ilgili şunu söyleyebilirim. İlk başladığım sıralarda grup halinde turlara katıldım ve sayı artıkça turun bana daha az keyif verdiğini deneyimledim. Tek başıma çıkıp nasıl olduğunu deneyimlemek istediğim her turda son dakikada bana katılan biri oldu. Aslına bakarsanız eğer yanınızdaki insan kafa dengi ise iki kişi yol almak gerçekten çok keyifli. Bisiklet üzerindeyken kendi başınıza kaldığınız anlarda var ayrıca ihtiyaç duyduğunuz zaman keyifli sohbet edebileceğiniz, mutluluğunuzu ya da her hangi zor bir durumu paylaşabileceği niz biri de oluyor yanınızda bu bakımdan avantajlı diyebilirim. Tek başınıza yola çıkmayın demek istemiyorum. Tek başına olmak insana ayrı bir özgüven sağlıyor, yolda diğer insanlarla daha çok diyaloğa girmenize, bazı durumlarda ortak karar vermek yerine sadece kendi istediğinizi yapma lüksüne sahip olmanıza yol açıyor. Ben Güney Kore turunda tek başımaydım. Bana kattığı özgüven çok değişik oldu. Önemli olan öncelikle yolda olmak tek başına, partner ile grup halinde nasıl olursa olsun. Hepsini deneyip size uygun olanı seçebilirsiniz. Ben tek başına yolda olmaktan çekinmiyorum. Ancak kafa dengi bir partneri de hiç bir şeye değişmem =)
0 #2 Salih 08-07-2014 21:09
Kaç tane bisikletiniz var
0 #1 Yusuf 15-05-2014 11:59
Öncelikle sizi azminizden ve başarınızdan dolayı tebrik ediyorum. bisiklete yeni başlayan biri olarak motivasyon kaynağısınız diyebilirim. size şunu sormak istiyorum bireysel bisiklet yolculuğu mu daha iyi sizin için yoksa bir partner veya grup ile daha fazla mı keyif alırsınız ?

You have no rights to post comments

 

Sosyal Platformlarımız

Face Book Sayfamız Twitter Sayfamız You Tube Kanalımız Haber Beslemeleri 

5 Günlük Hava Tahminleri