Image1\
 

Kahire'de Bir Kadın; Sibel Buğdaycı Röportajı

 
 

Çevrenizde kaç kişi tanıyorsunuz; hem bir kadın olacak, hem bisiklete binecek, hem tura çıkacak, hemde bunu orta doğuda yapmış olacak. Böyle insanlar çok az çevremizde. Kahramanımızın ismi Sibel Buğdaycı, bir çok kişinin cesaret edemediği bu macera ayağına geldiği zaman korkarak ilk adımını attı. Kahire'den Kızıldeniz'e kadar pedal bastı. Ardından bu da yetmezmiş gibi bu hikayeyi kitap haline getirip, biz kitap severlerin beğenisine sundu. Sibel Buğdaycı'nın "Kahire - Kızıldeniz Bir Bisiklet yolculuğu" adlı kitabının incelemesini geçtiğimiz günlerde sitemizde yayınlamıştık. O yazımıza BURADAN ulaşabilirsiniz. Bir çok bisikletçiye örnek olacak bu hikayeyi bir de kendisine sormak istedik. 

Aşağıda okuyacağınız bu macera ile ilgili söyleşiyi büyük keyif alarak okuyacağınızı tahmin ediyoruz. Normalde metni düzenleyerek sunmayı tercih ederdik, ancak Sibel hanımın samimi cevaplarına hiç rötuş yapma gereği duymadık. Malesef kendisiyle Röportajımızı yüz yüze gerçekleştiremedik ancak çağın modern çözümlerinden biri olan Facebook imdadımıza yetişti. Şimdi sıcak kahvelerimizi koyup Sibel hanımın bisiklet ve macera konusundaki düşüncelerini kendisinden alalım.  Ayrıca kendisini daha yakından tanımak isteyenler için okuyucularımız için sibel hanımın kendi web sayfasına BURADAN ulaşabilirsiniz.

 
 Röportaj: Övgü Kavas

Velespit.Net: Sibel hanım röportaja başlamadan önce bizlere kendi gözünüzden bisikleti biraz anlatabilir misiniz?

Sibel Buğdaycı: Bisiklet özgürlüğün en güzel sembollerinden birisidir benim için. Hareket serbestisi sağlar, bedeni çalıştırırken ruhu toparlar. Ve zihin durmadan akıp giden düşüncelerden kurtulabilir. İşte bisiklet böyle bir özgürlüktür.


Velespit.Net: Peki, çocukluğunuzda bisikletin yeri neydi? Bisiklet konusunda hatırladığınız en eski hatıra nedir?

Sibel Buğdaycı: Çocukken kullandığım üç tekerlekli bir bisiklet var ama öyle büyük bir anısı yok. 15 yaşına geldiğimde babamın bana armağan ettiği bir bisiklet var. Başımı alıp uzak yollara -tabii o zamanlar için en yakındaki semt uzak diyardı -, vururdum kendimi. Bir koşuda (yani bisikletle) gidip gelmek, yani hız yapmak önemliydi benim için. Çünkü evden uzaklaştığımı farketmemeliydiler :) Bisiklet bir tür kendi başıma var olabilmekti. Tabii bunun tanımını şimdi yapabiliyorum. İlk kazamı da bu bisikletle yapmıştım; bir duvara toslamak olmuştu ilk işim, neyse ki bi iki diz morluğuyla kurtarmıştım :)

Velespit.Net: Gerçekleştirdiğiniz ve kitabınızın da adı olan “Kahire – Kızıldeniz bir bisiklet yolculuğu” turundan sonra bisiklete karşı duruşunuz nasıl oldu?

Sibel Buğdaycı: Ben bisikleti daha öncesinde, ilk gençlik dönemimde Cambridge'de yaşadığım kısa dönem içesisinde kullanmıştım. Özellikle haftasonları şehir dışına bisikletle çıkmak ve yol boyunca uzanan kırların arasında bisiklet sürmek çok keyifliydi. Sonra İstanbul'a geldiğimde bir kaç haftasonu bisiklet turlarına katıldım. Ama iş güç derken ve İstanbul'un trafiğinde bisikletten uzaklaştım. Sonra bu kitap için bisiklet seyahati önerisi geldiğinde bisiklet yeniden ve yoğun olarak yaşamıma girdi. Ve ardından da "Kahire Kızıldeniz Bir Bisiklet Yolculuğu" adlı kitabım doğdu. Bu bir denemedir ve bugün geldiğimiz noktada Türk Gezi Edebiyatı bölümünde yerini almıştır. 

Velespit.Net: Yola birlikte çıktığınız yol arkadaşınızdan biraz bahseder misiniz? Kitabınızda kendisine çok fazla yer vermediğinizi gözlemledik. Bunun özel bir sebebi yoksa bu konudan da biraz bahsedebilir misiniz?

Sibel Buğdaycı: Hayır özel bir nedeni yok, ben yazar olduğumdan yazdım ve yol arkadaşım da fotoğrafçıydı… Görev bölüşümü yaptık.
Zaten ben sadece bir makale yazmakla görevliydim. Yolculuğun ardından İstanbul'a döndüğümde kitabıma yoğunlaştım. Antik Mısır Tarihini ve Eski Mısır Şiiri'ni uzun süreler inceledim. Özellikle geçen günlerde rahmetli olan Türk şiirinin büyük ustalarından Talat Sait Halman'ın Eski Mısır Şiiri adlı kitabı üzerine odaklanmıştım. Yazdığım yer Mısır idi ve bir nebze olsun ruhunu anlamaya çalıştım. O dönemler özellikle Piramitler dönemlerindeki Mısır tarihi üzerine kafa yormuştum. Ve dört yıllık bir sürecin ardından kitabın yazımını tamamladım. Elbette basımı için de uzun bir süre bekledim.

Velespit.Net: Bu yolculuk hakkında kendisinin de yayınladığı başka bir kitap, makale, yazı vb. bir kaynak var mı?

Sibel Buğdaycı: Hayır. Yol arkadaşım Hüseyin Ürkmez bir bisikletçi, kürekçi ve fotoğrafçıdır. O benden daha maceracıdır. Ben bisiklet kitabımdan sonra anne oldum, uzun seyahatlerime ara verdim.

Velespit.Net: Gerçekleştirdiğiniz bu turun üzerinden hayli zaman geçti, ancak tur bütçeniz hakkında bizleri biraz aydınlatabilir misiniz?

Sibel Buğdaycı: Bütçemizi net olarak hatırlamıyorum şu anda, üzerinden uzun zaman geçti. Sıcakta (Mart ayında Mısır'da olmamıza karşın çok sıcaktı) bisiklet kullanırken, fazla yemek yememiz mümkün değildi. Sadece kaldığımız otellerin bütçesi elbette en pahalı olan bölümdü. Şimdi ne kadar olduğunu net olarak hatırlayamıyorum. Ancak öyle çok büyük bir bütçemiz yoktu. Zaten genç yada yaşlı, doğada bir yolculuk yapıyorsanız, büyük bir bütçeye ihtiyacınız yok.
Eğer seyahat ediyorsanız, seyahatinize nasıl bir bütçe ayıracağınızı da önceden karar vermelisiniz. Bugün internet olanakları ve dünya çapında her yaşta gezginler için hazırlanmış seyahat rehber kitapları mevcut. Eğer biraz araştırırsanız, nereye ne kadara gidebileceğinizi öğrenmeniz çok kolay. Minimum, ortalama ve maksimum fiyatlara erişmeniz mümkün. Bunun için seyahate çıkmadan önce özellikle fiyatlar konusunda araştırma yapmanızı tavsiye ederim.

Velespit.Net: Yolculuğunuzda karşılaştığınız, zorunlu ulaştırılma ve bisiklete bindirilmeme konusu hakkında fikirlerinizi kitapta okuduk. Ancak sponsorunuzun bu durum karşında tutumu nasıl oldu?

Sibel Buğdaycı: Bu bir ekspedisyon yolculuğu olduğu için, karşılaştığımız durumlar sürprizlerdi. Bu yüzden gittik, gördük, yaşadık. Ve üzerine yazdım. Yol arkadaşım da fotoğrafladı. Sonunda da Atlas Tatil dergisinde yayımlanan bir makale ve ardından kalıcı bir kitap doğdu.

Velespit.Net: Belli dönemlerde birçok sefer yurt dışı gezi ve araştırma seyahatlerinizin olduğunu biliyoruz, gelecekte yine böyle bir bisiklet yolculuğuna çıkmayı planlıyor musunuz?

Sibel Buğdaycı: Ben klasik bir bisikletçi değilim. Zaten hiç bir şeyi formlara uygun şekilde yapamam. İstesem de bu olmaz. Ve her bir deneyim tektir. Kitabımda da zaten bir "bisikletsever" olduğumdan bahsediyor ve asla "bir bisikletçi" olmadığımı okura en başta söylüyorum.

Evet bisikleti çok seviyorum. Ve bir çok kişiye tavsiye ederim. Ama kendim hayatın içerisindeki başka hareket alanlarında yer aldığımdan, bisiklete vakit ayıramadım.  Böyle bir seyahati asıl olarak deneyimlemek ve yazmak önemliydi benim için. Bisiklete hayatımın başka bir döneminde bineceğime şüphem yok. Ancak böyle bir seyahate yine çıkacağımı sanmıyorum. Bunun esas nedeni de şu anda hayatımın başka bir eksende ilerliyor olması : meditasyonlar, dans ve alternatif terapiler üzerine yoğunlaştığım bir hayatım var. Hayatımın bu döneminde hareketi bulunduğum yer üzerinde gerçekleştiriyorum. Yine de bisiklet ve özellikle Mısır'da, Nil nehri boyunca, ardından Kızıldeniz'de gerçekleştirdiğim bisiklet seyahatim benim için çok kıymetlidir. Beni şu anda yaptığım işe getiren önemli büyük adımlardan bir tanesidir.


Velespit.Net: Eğer yine böyle bir maceraya atılmak istiyorsanız; Kahire’den Kızıldeniz’e yaptığınız bisiklet yolculuğu, kitapta da bahsettiğiniz gibi kendiniz için tam bir meydan okumaydı. Benzer bir meydan okuma daha olacaksa, ve bisiklet yerine başka bir branşı seçmeniz gerekse hangisini seçerdiniz? Neden?

Sibel Buğdaycı: Sanırım ben tam aradığınız bisikletçi profinini sunamıyorum size : bunun için kusura bakmayın. Evet bu tam bir meydan okumaydı benim için… hayata karşı o dönemde korkularımla yüzleşmem için iyi bir fırsat sunmuştu bana. Bisikletle Mısır teklifi geldiğinde, "Neden olmasın!" diye dalmıştım hayatın içine doğru. Çünkü kitabın giriş bölümü İstanbul'da Tophane'deki evimde başlıyor. Bu seyahati yapmaktan ve Mısır gibi bir ülkeyi bisikletle seyahat edecek olmanın getirdiği korkularımı anlatıyorum kitabımın ilk sayfalarında. Yolculuğa çıktığım o anda, benim için iki seçenek vardı.

Ya bu yolculuğa çıkacak ve korkularımı silecektim. Ya da evde kalarak güvenli atmosferde çayımı yudumlamaya devam edecektim. Elbette birincisini seçmek hayatıma yeni boyutlar kattı. Hem hareket etmek, hele bisikletle her zaman için harikadır. Üstelik, bir ülkeyi neredeyse baştan başa bisikletle geziyorsanız, Tabiat Ana'nın size sunduğu milyonlarca hediyeleri de alma şansınız olur. Bunlar hepimizin bildiği gibi güneş ışınları, temiz hava, temiz sular, bildiğiniz ortamdan bir süre de olsa ayrılma gibi detaylardır. Farklı renkler, farklı ışıklar, her insanın hayatına her zaman için olumlu özellikler taşır. Uzun lafın kısası seyahat iyidir.

Velespit.Net: Ülkemizde yeni gelişmeye başlayan bisiklet trendi ile, insanlar hevesle uluslar arası turlara atıyorlar kendilerini. Bu konuda erkekler kadar bayan kullanıcılarında hevesli olduğunu görüyoruz. Özellikle Orta doğuda pedal basmış biri olarak, hevesli bayan bisiklet tutkunlarına önerebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?

Sibel Buğdaycı:  Ben seyahatlerde edindiğim deneyimler sonucu şunları söyleyebilirim; Özellikle farklı bir coğrafyada iseniz kadın ya da erkek olun, dikkati elden bırakmayın. Dikkat yani paranızı ve pasaportunuzu çaldırmamaya dikkat. Mesela önemli bir detay olarak yanınızda büyük paralar taşımamaya dikkat edin. Can güvenliğiniz için gece bisiklet kullanmamaya özen gösterin. Eğer çadırda kalacaklarsa, güvenlikli ve insanların bulunduğu yerleri tercih etmeleri önemli. Aşırı tenha yollar varsa, - kadın erkek fark etmez- tercih edilmese iyi olur. Ayrıca bisikletçiler için en önemli detaylardan biri hafif seyahat etmeleridir. Ben kendi adıma seyahat ettiğiniz ülkenin insanları hakkında iyi düşünmenin önemli olduğuna inanırım. Onların alışkanlıklarına dikkat edin ve onları gözlemleyerek bu ülkelerde nasıl hareket ediliyor öğrenin. Bir de kadın bisikletçiyseniz, özellikle Mısır'da gerçekten sinirlerinize hakim olma imkanına sahip olabilirsiniz. 

Velespit.Net: Gerek mesleğiniz, gerek gerçekleştirdiğiniz bu tur tecrübesinden sonra; ülkemizde bisiklet ve amatör bisikletçiliği, turculuğu nasıl görüyorsunuz.?

Sibel Buğdaycı: Bu kitabı yazdığım dönemde, halen dergicilik yapmaktaydım. Ve bisikletle seyahatimin ardından da, bisiklete ara verdim. Şu anda bir meditasyon öğretmeniyim ve alternatif terapiler yapmaktayım. Gördüğüm ve izlediğim kadarıyla ülkemizdeki insanlar bisikleti daha çok kullanmak istiyorlar. Her gün daha çok bisiklet yolu yapılıyor. Bisikletli yaşam, özellikle aşırı trafik olan İstanbullu gençlerin bir çoğunun hayali. Şu anda İstanbul'da bir çok yaştan insan işlerine bisikletle gidip gelmek ve bisikletin hayatlarında daha çok yer almasını diliyorlar. Bence bu bir düş değil. 

Şimdi özel birkaç tane soru sormak istiyoruz. Aslında özel sorudan ziyade magazinsel birkaç soru demek daha doğru olacak;

Velespit.Net: Yoğun olarak bisiklet kullanan insanlarla karşılaştığınız zaman, sizin gerçekleştirdiğiniz bu turu duyduklarında verdikleri tepkiler nasıl oluyor?

Sibel Buğdaycı: Genelde hayret ediyorlar. Şok oluyorlar desek daha doğru :) Ardından beni baştan aşağı süzüp, sanırsam kadın olmamla alakalı olarak, 'Vay be' diyenler bile olabiliyor. Zaten Mısır da bu yolculuğu yaptığımız sırada da kimse bize inanmamış, şaka yaptığımızı sanmışlardı.

Velespit.Net: Ayrıca yukarıdaki soru ile bağlantılı olarak, bisikletçilik konusunda kıskanılan bir kadın olmak nasıl bir duygu? Bu soruyu bisiklet ile Kahire’den Kızıldeniz’e giden bisikletli bir gezgin, ülkemizde bir ilki gerçekleştirmiş kitabın yazarı ve bir kadın olarak cevap verir misiniz? 

Sibel Buğdaycı: Kıskandırabildiysem ne güzel :) Ancak bence bu kıskanmaktan daha çok özenmeye girer. Özenmek iyi bir şeydir. Diğerinin yaptığı şeyin aynısını yapamayabilirsiniz. Zaten hiç kimse birbirinin tıpatıp benzeri bir şeyi yapamaz. Siz de size ait olanı denemeye cesaret edebilirsiniz. Kitabımla ilgili aldığım mesajlardan gördüğüm kadarıyla bazı erkekler de sizin deyiminizle beni ve kitabımı kıskandı ve özendi. Bana mail aracılığıyla yazdıkları mektuplarda, kendilerini cesaretlendirdiğimi yazdılar. Bildiğim bir kaç kişi, bu kitabı okuduktan sonra, kendilerini yollara attılar.

Velespit.Net: Ülkemizde sizin gibi böyle cesaretle uzun turlara çıkan kadın sayısı çok az, hatta bunu kitaplaştıran sayısı daha da az, hatta o kadar az ki siz teksiniz. Ülkemizde yeni yeni ciddiye alınan bu spor dalı hakkında, bir ilki gerçekleştirdiğinizi bilmek size ne hissettiriyor?

Sibel Buğdaycı: Bir şey hissettirmiyor. Çünkü bu benim yolumda, olması gereken bir şeydi. Bu seyahati yapmak o dönem için çok güzeldi, özellikle Luksor bölgesindeki Krallar Vadisi bölümünü, okuduysanız bilirsiniz. Özellikle çölün ortasında, bisikletle özgürce ilerlemek harika bir duyguydu. Hala anarım.

Velespit.Net: Böyle bir ilke ait tanıtımın daha iyi yapılması gerektiği düşüncesi ile; hedef kitlenizin de bisikletçiler olduğunu düşünerek, bisiklet camiasında kitabınızın duyulmamış olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sibel Buğdaycı: Tanıtımı çok iyi yapılamadı gerçekten. Ya da çok tanınmak için ben çaba harcamamış olabilirim. Yine de listemde bir çok bisikletçi var, bu kişiler kitaptan haberdar.

 

Sosyal Platformlarımız

Face Book Sayfamız Twitter Sayfamız You Tube Kanalımız Haber Beslemeleri 

5 Günlük Hava Tahminleri