Image1\
 

#1. Gün | Bodrum Yelken Kulübü'nden Orak Adası'na

 

 

Porjemizin resmi sayfasına Buradan ulaşabilirsiniz. http://www.kanoylakaria.org

 

Sonunda eve dönmedikten Sonra hiç bir yere gitmiş sayılmazsın. Aslında bu projeyi kendim için yapmış olsam da, projenin dünyada bir ilk olduğunu bilmek beni heyecanlandırmaya yetiyor. Bodrum – Gökova – Datça yarımadasını kanoyla geçeceğimiz  güzel bir maceranın,  öyküleştirmeden olabildiğince yalın anlatıldığı güzel bir yol hikayesi. Okumak, izlemek, hissetmek için tam olarak doğru yerdesiniz. İngiliz edebiyatçı Tolkein’in de yazdığı gibi “Gittim ve Döndüm Bir Yol Hikayesi”

Maceramı  sizlere haritalar, lokasyonlar, videolar, tarihler hatta ansiklopedik bilgilerle zenginleştirerek sunmaya çalışacağım. Olur da bir gün bu projeyi gerçekleştirmek isteyen olursa eksiksiz bir kaynak sunmak istiyorum. Dolayısıyla bütün tecrübelerimi olduğu gibi buradan size aktarmaya çalışacağım.

 

Doğa sporlarıyla biraz yakından ilgileniyorsanız, bildiğiniz gibi Türkiye’nin güney batı kesiminde antik Karia kentleri yürüyüş parkuru var. Toplam 520 km olan bu parkurun pek çok noktası deniz ile kesişerek kıvrıla kıvrıla bütün coğrafyayı dolaşıyor. Ancak konuya deniz açısından bakıldığı zaman bir çok noktanın eksik kaldığını gözlemliyorum.

Aylarca süren yazışmalar sonrasında hiç bir yerel yönetim yada devlet kuruluşu beni ciddiye almayınca bu projemi kendi olanaklarımla gerçekleştirmeye karar verdim. Yine sıkı bir yazışma ve görüşme trafiğinden sonra bir kaç tane sponsor bularak, projemle onları ikna etmeyi başardım.  Ana sponsorlarımız ise  yıllardır yönettiğim ve sahibi olduğum Velespit.Net; ayrıca Andromeda Yazılım, Kordonweb, Kano Diyarı’na ilgilerinden ve projeme inandıklarından dolayı çok teşekkür ederim.

Hemen küçük bir ekip kurarak proje için ilerlemeye başladık. Yolculukta bana eşlik edecek olan arkadaşım Tolga Topuz ve lojistik ve ulaşım ihtiyaçlarımıza cevap verecek olan arkadaşımız  Ertunç Tulgar ile planlamalarımızı yaptık. Çalışmalar ve sıkı antremanlar hızla sürdü ve projeye başladık.

 

Önsöz

Maceramıza başlamadan iki gün önce yani 16 Haziran 2016 tarihinde İzmir’den Bodrum Gümüşlük’e doğru Tolga ile birlikte yola çıktıp akşam saat 21.00 gibi Gümüşlük’te ikmal ve lojistik problemlerimizi çözecek Ertunç ile buluştuk. Görüşmediğimiz yıllardan sonra uzun uzun sohpet edip,  sabah yola çıkacağımız için uyumayı tercih ettik.

Ama sabah erken uyandığımızda bizi bekleyen sürpriz hiç hoşumuza gitmedi. Bodrum sert bir Gündoğusu ile karşılamıştı bizi, saatler ilerlemesine rağmen hava düşmeyince; günün ortasına doğru Gümüşlük’te bir gün daha beklemeye karar verdik. Meteorolojiden gelen rapor ise bu kararımızı doğrulayarak Gökova körfezinde 18 Haziran’da havanın süt liman olacağını söylüyordu. 

Gerçi Meteoroloji raporunun Gökova Körfezi için hiç bir şey ifade etmediğini acı yoldan tecrübe edecektik. Bu konuya yazı dizimzin ilerleyen bölümlerinde sık sık değineceğim. Gökova Körfezi için denizden böyle bir proje gerçekleştirmek istiyorsanız; Windgru, Poseidon Systems, Türkiye Meteoroloji  vb. hiç bir özel  yada devlet kurumumuna güvenmemeniz gerektiğini ayrıca belirtmek istiyorum.

En doğru bilgiyi tecrübeli bölge balıkçıları ve yine bölgeden yaz kış ayrılmayan kaptanlardan ediniyorsunuz. Konuyu fazla uzatmadan maceramıza artık başlayalım isterseniz.

 

1. Gün Sabahı Sağ Taraf Bodrum Sol Taraf İse Kara Ada

  1. Gün

Süre: 9 Saat kürek  
Mesafe: 19 Km

18 Haziran 2016 saat 6:15 te uyanıp hazırlanarak Ertunç’un kaptanlığında Gümüşlük’ten Bodrum İçmeler yolu mevkiine doğru arabayla yola çıktık. Bodrum Yelken Kulübü sosyal tesislerinde arabayı park ederek, Kanolarımızı hazırlayıp eşyalarımızı kanolarımıza yükledik.  Saat 09:00 civarı bütün hazırlıklarımızı bitirerek yola çıkmak için hazırdık. Ertunç ile vedalaştıktan sonra bizi yolcu ederek arabayla gümüşlüğe geri döndü.

Kanoya hava pompalama Zamanı

Kendi Yaptığım Drybag'leri kanoya yerleştirirken

Bodrum Yelken Klübü'nde denize açılmadan son hazırlıklar

Yola çıktıktan sonra yaklaşık 5 km boyunca hafif akıntıya karşı Karaada’ya  paralel giderek bodrum iç denizinden çıkıp Gökova Körfezi derinliklerine dalmaya başladık (Bodrum, Datça - Karaköy Arasındaki Tehlikeli Şeytan Deresi mevkii). Bu akıntı Gökova körfezinin içinden gelip Bodrum –Karaada arasından dışarıya doğru giden bir istikamette akan tehlikeli bir akıntı,  yaz aylarında sürekli bu istikamette gittiğini kış aylarında ise akıntının tersine döndüğünü ilerleyen günlerde balıkçılardan öğrenecektik. Dolayısıyla bu bölgenin Bodrumdan – Karaköy’e kadar Şeytan Deresi denmesinin sebebi bu.

 

Tamamen çam ağaçlarıyla kaplı,  dik sert yamaçlı, zirvesinde ince bulutların biriktiği ve haki renkli Karaadayı geçtikten sonra,  iki kilometre devam edip  denizi güzel ama ağaçsız, kel küçük bir koyda ilk molamızı vererek biraz dinlendik. İşin asıl çetrefilleşmeye başladığı yer de zaten bu moladan sonra oldu.

Daha yolculuğa yeni başlamış olmamıza rağmen; kendini fark ettiren yolculuğumuzda duyacağımız tek şeyin deniz, rüzgar ve martı sesi olmayacağıydı. Sürekli ve bitmek bilmeyen bir motor sesi ve yanımızdan geçen yelkenli, motoryat, gulet ve kadırgalar. Kendimi; yağmurlu bir kış günü işten çıkıp, sırılsıklam bindiğim küçük arabanın kaloriferinden çıkan ısı yüzüme vururken;  buğu yapmış camın arkasından 2-3 saat bekleyeceğim sıkışmış  trafiği görmeye çalışır gibi hissettiğimi hatırlıyorum.  Tabi bu bir anlık bir düşünceydi, ardından kanonun verdiği özgürlükle asıldım küreklere.


 

Molayı bitirdikten sonra bulunduğumuz koydan burnumuzu çıkarttığımız anda sert bir Karayel bizi karşıladı ve bütün gün boyunca kamp alanına kadar yakamızı bırakmadı. Meteoroloji raporu ve Windguru sonuçlarına göre 2-3 knot esmesi gereken rüzgar malesef 10-12 knot civarında seyrettiğini düşünüyorum. Esasen bize doğru sol arkamızdan esen rüzgar problem yaratmıyormuş gibi görünsede bu şekilde yanlardan alınan rüzgar ve dalga, özellikle yüklü kanonun dengesini fazlasıyla bozuyor.

Bu şekilde Topuklu Buruna kadar devam ettikten sonra soluklanmak için kendimizi  Topklu Burundan içeri attık. Harita üzerinde burası yerleşke gibi görünsede Bodrum Park Resort’a ait bir koy olduğunu unutmamak gerekiyor, ancak çalışanları güleryüzlü ve sıcakkanlı insanlar. Otel personeliyle projemizi, geldiğimiz ve gittiğimiz rotayı onlarla paylaşınca baya bir samimiyet gösterdiler. Otelin marina bölgesinde bizleri ağırlayıp koyu bir sohpet başladı.  Bize serin meşrubat, duş ve su takviyesi yaptıktan sonra rotamızı orak adalarına çevirerek günü sonlandıracağımız koya geldik. Bu koyun adını tam bilemiyorum ama buranında lokasyonunu sizlerle paylaşıyorum eğer ismini bilen varsa ve beni de bilgilendirirse çok sevinirim.

 

Koyun rüzgardan korunaklı kuytusuna girdiğimizde buranın çok güzel bir yer olduğunu anlamıştık. İçerisi zeytin ağaçlarıyla dolu  karadan yolu olmayan bir koy.  Ağaçları incelediğimde buranın birisine ait olduğunu belli oluyordu;, yaşlı zeytin ağaçlarına budama yapılmış, toprak çapalanmıştı. Koyun batı ucundan anafor yapan sert rüzgarın serpintileri serin serin koyun içine doğru tatlı bir melteme dünüşüyordu.  Bir an önce kamp hazırlıklarına başladığımızda diğer bir kötü sürprizle daha karşılaştık. Anlaşılan aksilikler bu gün yakamızı bırakmayacaktı.  Kanomun içine yerleştirdiğim ve kendi yapımım olan dry bag lerden bir tanesi içine su almıştı böylece temiz ve kuru kıyafetlerimin hepsini bir günde tüketmiş oldum. Yetmezmiş gibi kameramı açık unuttuğum için kameranın şarjıda bitmişti.  Günü bir an önce sonlandırıp bu lanetten kurtulmak için yemek faslına geçmeye hazırlanırken aksilikler zirve yaparak, korkunç bir kara sinek istilası başladı. Daha güneş batmadığı için sıcaktan çadıra giremiyor, kara sineklerden dolayı da dışarıda duramıyorduk.

Programa göre 1. Gün ulaşmamız gereken noktaya varamadığımız için tatlı su stoklarımız da tehlikeye girmek üzereydi. Ertesi gün muhakkak tatlı su bulmayı planlayarak sıcağa aldırış etmeden çadırlarımıza çekilip günü sonlandırdık. 

Gece bir kaç 4 ayaklı ziyaretçi ve parlak ay ışığı haricinde yanımıza gelen olmadı. Dolunay olmasına neredeyse 2-3 gün kalmıştı, gece uyanıp çadırımdan hava almaya çıktığımda. Koyun başında anafor yapan rüzgarın uğultusu ardından kumsala kadar gelmeyi başarabilen serin rüzgar. Ay ışığının aydınlattığı Koyu lacivert gökyüzü. Uzaklardan gelen bir baykuşun şaşırtıcı sesi. Tabi bitmek bilmeyen bir yat motoru uğultusu.

 

You have no rights to post comments

 

Sosyal Platformlarımız

Face Book Sayfamız Twitter Sayfamız You Tube Kanalımız Haber Beslemeleri 

5 Günlük Hava Tahminleri